• Sitelere Geri Dön: arsiv.sirince.net / www.sirince.net
  • Hoşgörü...
     

    Haberler:

    Siteye geri dönmek için tıklayınız: arsiv.sirince.net

    Ana Menü

    Hoşgörü...

    Başlatan Kistimli, Ksm 04, 2004, 12:18 ÖÖ

    « önceki - sonraki »

    Kistimli

    Bazı olaylar karşısında donar kalırsınız bazen. ıdeolojik makyajından arındırılmış bir haliyle düşündüğünüzde bir anlam vermekte zorlanır kalırsınız çoğu kez. Kim veya kimler, ne için? sorularını sorar durusunuz kendi kendinize.

    Bir rejisör, önce kurşunlanıyor ve sonrasında da kafası kesilerek koparılmak isteniyor. Neden? ''ıslam ve Kadın'' konusuna parmak bastığı için. Daha doğrusu; ıslamda kadının yeri konusunda farklı düşündüğü ve bunu afişe ettiği için.

    Kim sorumlu veya suçlu, kim mağdur ve kim maktul...

    Hoşgörüsüzlüğün katettiği mesafe açısından ne kadar ibret verici bir tablo degil mi?

    Sahip çıkılmaya çalışılan ve uğrunda canilik etmekten bile kaçınılmayan O din/felsefenin, -hoşgörülülüğü vurgulamak açısından- geçmişte espri konusu bile yapıldığının altını çizmekte fayda var sanıyorum.

    Ve bu iğrenç saldırıyı lanetliyorum...

    Bir hoca ve bir bektaşi karşılaşırlar. Günün yorgunluğundan olsa gerek, otururlar duvarın dibine ve başlarlar koyu bir sohbete. Tam karşılarındaki hanede ise bir eğlencedir sormayın... şen, şakrak ve de kıvrak dans eden hatunlar, içilen o güzelim kırmızı şaraplar...

    Hoca dans eden hatunlara bakar ve derinden bir aaah! çekerek
    '' Biliyor musun Bektaşi? Bize diğer tarafta 72 tane huri nasip olacak'' der.
    Bektaşi durur mu.
    ''Bize de iki musluk. Birinden kırmızı diğerinden beyaz şarabın aktığı...'' diye yanıtlar.
    Hoca hiddetle
    '' Yok daha neler. Yüce güzel'in başka işi yok da sana meyhane mi açacak?'' diye çıkışır bektaşiye.
    Bektaşi kalır mı altında sözün.
    '' Ne o... Sana kerhane açınca iyi de bize meyhaneyi cok mu görürsün...''
    ...

    Gönlünüzden hoşgörünün eksik olmaması dileğiyle...[/list]

    uygarozan

    ıNSAN PSıKOLOJıSıNı YÖNETME

    Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar. Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her cop bidonunu bağırıp, çağırarak tekmelerler. Bu çekilmez gurultu günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir.

    Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar onları durdurur ve:

    "Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken ayni şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 dolar vereceğim" der

    Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün  sonra yaslı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der:

    Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı bundan böyle size sadece 50   sent verebilirim."

    Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan birkaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları:

    "Bakın" der, "Henüz maaşımı alamadım, bu yüzden size günde ancak 25 sent verebilirim, tamam mı?"

    "Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Günde 25 sent için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz."

    (anonim)

    Tebessum

    Biz de yamyam yaratılsaydık keşke...Başkalarını yerdik birbirimizi yemektense...

    ınsanoğlu'nun yarattığı ''insan'' topluluklarında' huzur ve barış için ''OLMAZSA OLMAZ'' şartıdır HOşGÖRMEK.

    Kalıcı olan barış ortamını sağlamak ancak ve ancak ''Hoşgörü'' ile olur. Hoşgörüsüzlüğü yaratan, toplum içerisinde sorunlar yaratan en temel unsur, kişilerin farklı dinlere ve onun türevlerine inanmaları yüzündendir. Asırlardan beri bu böyle süregelmiştir. Böyle de devam edecektir.

    ınsanlar, hayatlarını daha çekilir bir hale getirmek için o meşhur kelâm'da ki gibi

    ''Kolaylaştırın, zorlaştırmayın, Müjdeleyin, Nefret ettirmeyin''

    temel ilkesini hayatlarının amacı haline getirmelidirler. Aslolan Hoş Tutmak, Hoşgürmektir.

    Türkmen Kocası Yunus'un dediği gibi

    Sakın görme kimseyi boş değil
    Eksikliğe nazar edenler hoş değil

    Bir gün Mevlana'ya sormuşlar;

    Hoşgörüsüz kibirli ve gururlu insan neye benzer diye. Mevlana cevap vermiş;

    "At idrarinin üzerinde yüzen saman çöpünün üzerine konan sineğe benzer.

    Sinek idrarı deniz, samanı gemi, kendisini de kaptan zanneder."

    Sağlıcakla ve hoşgörüyle...

    Tebessüm