• Sitelere Geri Dön: arsiv.sirince.net / www.sirince.net
  • bellerophonthes'in anlamı :)
     

    Haberler:

    Siteye geri dönmek için tıklayınız: arsiv.sirince.net

    Ana Menü

    bellerophonthes'in anlamı :)

    Başlatan uygarozan, Mayıs 20, 2004, 08:41 ÖS

    « önceki - sonraki »

    uygarozan

    <DeNizz> bellerophonthes nickinizin anlami nedir?
    <bellerophonthes> mitolojik bir kahraman
    <DeNizz> himmm
    <DeNizz> anladimm
    <bellerophonthes> kanatlı at olan pegasussu biliyomusun
    <DeNizz> hayir
    <bellerophonthes> olmadı
    <DeNizz> kanatli at resimleri gordum ama pegasussu mu bilmiyorum
    <DeNizz> :))
    <bellerophonthes> hani hercül ona binip uçuyo ya
    <DeNizz> ok
    <bellerophonthes> işte o atın sahibi bellerophonthes
    <DeNizz> anladimm
    <DeNizz> ilginc bir isim
    <DeNizz> :)
    <bellerophonthes> tabi bi sürü efsane var ama uzun uzun uzun
    <bellerophonthes> ha pardon
    <DeNizz> bosver kanatlisini bizim normal  bi atimiz yok
    <bellerophonthes> belerophonthes bellerosu öldüren anlamında  eski yunancada  tabii
    <DeNizz> :))
    <DeNizz> adimiz efsanelere konu olmayak yani
    <DeNizz> :))
    <bellerophonthes> efsane için efsanevi bir aşk yada savaş olması lazım

    uygarozan

    Baba erenler bir gün hamama gitmiş. Güzelce yıkanmış, temizlenmiş, göbek taşına uzanıp keyif çatmaya başlamış. Derken, gözü hamamın içinde dolaşan, milletin ayakları altında ezilen hamam böceklerine takılmış. Bektaşi ister istemez düşünmüş ve içinden Allah'a seslenmiş:

    "Yüce Allah'ım, hikmetinden sual olunmaz, lakin ne diye şu hamam böceklerini yarattın? Zavallı hayvanlar, hepsi de kara kuru, çirkin, hiçbir işe yaramaz. Bir de böyle hamam köşelerinde ordan oraya koştururlar, çile çekerler, ayak altında ezilirler."
           
    Bektaşi biraz daha fikredip hamam sefasını tamamlamış ve evine dönmüş.

    Aradan haftalar geçmiş. Bir gün baba erenlerin kaba etinde bir kaşınma başlamış. Ama ne kaşınma! Önce tatlı tatlı kaşınırken, bektaşi artık dayanamaz olmuş.  Kaşındıkça kaşınmış, kaba etleri yara bere içinde kalmış.

    Iş zevk vermekten çıkıp adeta bir işkenceye dönüşmüş.

    Erenler artık sırtüstü yatamaz, oturamaz olmuş.  Tanıdığı ne kadar doktor varsa hepsine kaba etlerini göstermiş, bir çare bulamamışlar. Bektaşi canı acıya acıya kaba etlerini ovalıyor, resmen şakır şakır kan akıyormuş. Sonunda, al canımı ya Allah diye dualar etmiş.

    Nihayet baba erenlere şifalı otlar kullanarak her hastalığı iyileştiren bir kocakarıyı tavsiye etmişler.  Erenler, çaresiz, kadını çağırmış, cılk yara olan kaba etini ona da göstermiş.

    Kadın, Bektaşiye, derhal uşağını hamama gönder, bulabildiği kadar hamam böceği toplasın, demiş.  Söylediğini yapmışlar. şifacı kadın getirilen böcekleri bir tokaçla güzelce ezmiş. Içine çeşitli otlar katmış, macun kıvamında bir merhem hazırlamış, bektaşinin kaba etlerine sürmüş. Bu merhemi iki hafta boyunca düzenli kullanırsanız hiçbir şeyiniz kalmaz demiş ve gitmiş.

    Hakikaten birkaç hafta sonra bektaşi tamamen iyileşmiş.

    Iyileştikten sonra bektaşi bir iş gereği deniz yolculuğuna çıkmış. Gemi güzel güzel ilerlerken birden fırtına kopmuş. Dev gibi dalgalar gemiyi sanki bir fındık kabuğu gibi ordan oraya savurmaya başlamış.  Kaptan duruma bakmış, yolcuları çağırmış ve onlara seslenmiş: Bu fırtınaya dayanamayız. Işimiz Allah'a kaldı ! Herkes dua etsin, belki yüce Allah halimize acır, fırtınayı uzaklaştırır. Bunun üzerine yolcular bildikleri bütün duaları okumuşlar. Kimisi adaklar adıyor, kimisi eğer kurtulursa yüzlerce fakiri doyuracağını falan söylüyormuş.

    Içlerinde sadece baba erenler, diğer yolculara aldırmadan piposunu yakmış fırtınayı seyrediyormuş. Bunu gören kaptan, bektaşiyi azarlamış:

    -Bre zındık, herkes dualar ediyor, sen niye bize katılmıyorsun ?
           
    O zaman erenler cevabı yapıştırmış:
    -Bak, kaptan efendi, ben cenab-ı Allah'ın işine bir defa karıştım, aylarca götümün üstüne oturamadım !  Bundan sonra asla işine karışmam. Gemi onun, ister batırır, ister çıkarır.
    ...............

    (ışin esprisi bir yana.. fıkralarda bile idealizm allttan alttan işleniyor. tanrının varlığı, bazen koca-karı ilaçlarının işe yarayabileceği saçmalığını doğru gören bir fıkra bu. Bunun bilicinde olarak sadece espri amaçlı okumakta zarar yok ama bence bilinçsiz insanlar için bu fıkranın olumsuz yanı var.. selamlar.. Uygar Ozan)